22.12.06

Kış Aylarında Sağlık







Malum kış mevsimi kapıda belirdi. Hapşırıklar, kızarık burunlar, tylol-hot, efervesan c vitamini kokteylleri ve grip aşılarına kendinizi daldırmadan önce uygulayabileceğiniz basit sağlık reçetelerinden bahsetmek istiyorum şimdi de birazcık... Efendim tüm dinler, eski kültürler ve uygarlıklarda kullanılagelen, nedense günümüzde artık sadece sağlık meraklısı yaftası yapıştırılan bir grup insana atfedilen 'bitkilerin sağlık amaçlı kullanılmasından' bahsediyorum. Bugün ise bitkileri nasıl kullancağımız kısmı çok önemlidir. Çünkü bilemediğimiz pek çok yan etkileri olabilir. Bunu dikkate alarak klinik açıdan onaylanmış, ancak bizler için oldukça pratik olacak bazı bilgileri, ülkemizin en önemli Bitki Bilimcisi sayın Turhan Baytop'un kitaplarından alıntılarla açıklayacağım.
Doğal ve bitkisel karışımların, sentetik karışımlara göre belki de en önemli farkı, özlerinde tüm canlıların kaynağı olan evrensel enerjiye sahip olmalarıdır. Varolan her canlı, ister hayvan ister bitki, ister insan özünde barındırdığı bu müthiş enerjiyle uyumlu evrensel bütünlüğün önemli bir parçasını taşımaktadır. Bu nedenler varolan her canlının, bu bütünlüğe katkısı, varoluş nedeni ve amacı vardır. Üzerinde yaşadığımız bu mavi gezegeni bizimle beraber paylaşan milyonlarca canlı türünü tanımak ve daha iyi yararlanmak için ilk yapmamız gereken şey, tüm bu varlıklarla bir olduğumuzun bilincine varmaktir. Hepimiz bir bütünün farklı frekanslarındaki bölümlerini beraberce oluşturuyoruz. Beslenmemizi örnek alalım, ağzımıza alarak hayati fonksiyonlarımızı yerine getirebilmeki için ağzımıza götürdüğümüz besin maddesi besin zinciri içerisinde görevini bilir. Bu görevini saygıyla yerine getirir. Dolayısıyla biz onu yerken bunun farkına varabilirsek, şükran duygumuzu belirtebilirsek , bu hem besin maddesinin titreşimini yükselterek bize daha faydalı bir hale gelmesini sağlayacak, hem de zincirin devamını şifalandıracak. Aslında neden eskiden sofraya oturduğumuzda dua ettiğimize mantıklı bir açıklama getiriyor değil mi? Şifacılıkta ve dinsel törenlerde çok kullanılan su, şeker, pirinç, tuz ve ekmek de ( bazen elma, nar, üzüm) bence bu kutsamanın bir başka yansıması. Günümüzde ise maneviyatı sadece spritüalizm veya bağnazlık olarak gördüğümüz için de daha maddi bir dünyada yaşıyoruz ve tüm eski bilgileri unutuyoruz. Kendimiz vitamin ve antibiotik kürlerine boğuyor , her sene bir önceki senenin eskisi virüsleri vücudumuza enjekte ederek sözde ''aşı'' oluyoruz. Oysa, artık tıp dünyasında bile kabul edilen tıp yaklaşımı, bitkisel de olsa sadece ağızdan ilaç kullanımını değil, aynı zamanda kişinin enerjisini yükseltecekve vücuttaki enerji akışını arttıracak doğru beslenmeyi, doğru nefes almayı, masajı, yogayı, meditasyonu, dini ritüelleri, bitki çaylarını, vitaminleri, antioksidanları bir arada uygulayan bütünsel ( holistik) bir anlayışa sahip. Gerçek anlamda sağlık, bunların eksiksiz uygulanmasıyla olabilir düşüncesindeyim. Benim sizlere uyulursa 'sağlığınızı' koruyacak bazı önerilerim var;

* Akşam yemeğinizi en geç sekize kadar yemeye ve ağır yiyecekler tüketmemeye özen gösteriniz.

*Mideniz doluyken uyumamaya özen gösteriniz.

* Mümkünse, haftanın üç günü en az kırk dakika egzersiz yapınız.

* Sizde stres yaratan olaylar, durumlar ve kişilerden uzak durunuz.

* Düzenli masaj olunuz( masaj kan dolaşmınızı arttıracaktır)

*Uyku düzeninize özen gösteriniz.

* Düzenli olarak vücudunuzu nemlendiriniz. Bunun için doğal taşıyıcı yağları (kayısı çekirdeği, badem, susam, ayçiçeği) kullanınız*

*Gıdaları mevsiminde tüketmeye gayret ediniz, hormonlu ve dondurulmuş gıdalardan uzak durunuz.

* Temiz havada mutlaka vakit geçiriniz.

* En az 30 koruma faktörünü yaz-kış kullanınız ve mutlaka zararlı olmadığı saatlerde( 09'dan önce-16'dan sonra) güneş banyosu alınız.

* Beyaz un, beyaz şeker ve sofra tuzu gibi rafine gıdalardan uzak durunuz.

*Doğal ihtiyaçlarınıza karşı hassasiyet gösteriniz ve asla ertelemeyiniz. ( açlık, susuzluk, tuvalet ve uyku ihtiyacınız)

* Yaşınızın normallerinde, sağlıklı ve düzenli cinsel hayata sahip olunuz.


Bunun dışında gülmeye, eğlenmeye, hobilerinize, sevdiklerinize, hayvanlara ve doğaya vakit ayırınız. Bu girişten sonra hayatımızda yer eden ve sık rastlanan bazı hastalıklara karşı neler yapabileceğimizi konuşabiliriz :)




SOĞUK ALGINLIĞI:



İlk olarak ''kış aylarının flört''ü adını taktığım soğuk algınlığına bakalım;


Soğuk algınlığına en iyi çözüm tabi ki C vitamini. Ben günde 1000mg. C vitaminin 12 ay düzenli kullanıyorum. Bir ara esther C daha iyi mide ağrısı yapmıyor diyorlardı ama şimdi bu doğru bulunmuyor. Esther ya da değil en fazla 1000 mg. ya da 500mg. C vitamini sadece soğuk algınlığına iyi gelmekle kalmıyor. Çünkü kendisi aynı zamanda çok kuvvetli bir anti oksidan. Anti oksidan nedir? Bedende bulunan serbest radikaller denen hava kirliliği, yağlı yiyecekler, sigara dumanı ve radyasyon gibi çevresel etmenlerden de oluşan bazı kimyasal maddelerin bedenimizde meydana getirdiği zararlarla savaşabilen maddelere anti-oksidan denir. Bu kimyasal maddeler hücrelere saldırarak kanser, alzheimer, şeker,astım başta gelmek üzere pek çok ciddi hastalığa neden olmaktadır. Serbest radikallerin oluşumlarının engellenmesi, taze sebze, meyve ağırlıklı beslenme, düzenli egzersiz, dinlenme ile sağlanabilir. C vitaminin anti-aging özellikleri keşfedildiğinden beri piyasadaki c vitamini içerikli kremlerin sayısı bayağı arttı. c vitamini kandaki kötü kolesterol dediğimiz LDL kolesterolu de düşürüyor. 90'ların ikinci yarısında ise atardamar tıkanıklığına bile iyi geldiği klinik olarak ispatlandı. Onun dışında ''ekinezya'' bağışıklık sisteminizin güçlenmesine çok faydalı olacaktır. Çinko da bağışıklığı kuvvetlendirir. Ayrıca nezle salgınlarının yoğun olduğu dönemlerde hasta kişilerle yakın temastan mutlaka kaçınmalı. Ellerinizi sık sık yıkamanızın faydası olacaktır. Bitki çayları kış aylarında hem içimizi ısıtacağı hem de bağışıklık sistemimizi güçlendireceği için bol bol içilebilir. Özellikle zencefil ( tazesi manavlarda artık bulunuyor)kuşburnu, tarçın. Eskiler ıhlamuru çok kaynatırlar ancak bununla da ilgili bir hatırlatma yapmak isterim. Bitki çaylarını üzerlerine sıcak suyu dökerek hazırlamak ve en fazla on dakika beklettikten sonra içmek en faydalısıdır. Ben ıhlamurun tadını severim ancak bir faydasının görmedim. Taze zencefili küçük dilimlerle çaydanlığınıza koyup üzerine sıcak su ekleyin, on dakika bekledikten sonra için. Metabolizmanızı ve dolaşım sisteminizi de hızla aktive eden bu mucizevi bitki, bağışıklık sisteminizi güçlendirmekle kalmayacak, içinizi de ısıtacak. Soğuk algınlığında, kilolarca portakal suyu sıkarak içindeki asitle midenizi yakacağınıza günde iki tane kiwi yiyerek, günlük C vitamini ihtiyacınızı doğal yollardan giderebilirsiniz. Yoğurt, peynir gibi mayalı gıdalardan uzak durup daha çok sıvı gıda alımına özen göstermeniz sizin için faydalı olacaktır.


YORGUNLUK:


Yorgunluktan şikayetçi olmayan kalmadı gibi. Artık çocuklar bile yorgun olabiliyorlar. Bunun başlıca nedeninin stres ve toksinler olduğunu düşünüyorum. Modern çağın getirdiği bu telaşlı, koşturmacalı hayat farkında olmadan stres bozukluğuna yol açıyor ve çoğu otuzlarında bileolmayan gencecik insanlar yorgun oluveriyorlar. Avustralya Aborjinleri ile ilgili okuduğum bir yazıda yolculuk sırasında; Aborjinlerin pek çok kereler yere çömelip bir süre oturduklarını şaşkınlıkla gören yazar niçin oturduklarını sorunca, Aborjinlerin cevabı sanırım size ne demek istediğimi anlatmaya yeterli olacak. Aborjinler '' Çok hızlı yürüdük, ruhumuzun bize yetişmesini bekliyoruz''. Galiba biz, ruhumuzun bize yetişmesini bırakın, bir ruhumuzun olduğunu bile unuttuk. Yorgunluk, uykusuzluk,stres, depresyon, endişe , yeme bozuklukları ve sayısız duygusal nedenli hastalık da böylece ortalıkta gezer oldu.



Ne Yapmalı?


Öncelikle yorgunluğun nedenini fizksel olup olmadığını araştırmak için bir doktorla görüşüp, kan ve idrar tahlilleri yaptırın, sonuçlar negatifse yani fiziksel bir sorununuz yoksa o zaman A, B,C ,E vitaminleri, Omega3 ve balıkyağı, DHEA*, arı sütü veya polen, Gingko biloba*, Melatonin* gibi doğal takviyelerle yorgunluğunuza iyi gelecektir. Ayrıca gene zencefil enerji verir ve ısıtır, biberiye uyarıcıdır, kakule ve Paraguay mate* çayını öneririm. Özellikle kışın zencefil+kakule+tanekarabiber+tarçın çayı içiyorum, hem ısıtıcı hem de enerji veriyor. Başta yorgunluğun sebeplerinden bir tanesinin toksinler olduğunu söylemiştim. Aşırı fast-food, kızartmalar, dondurulmuş gıdalar, sadece protein ya da sadece karbonhidratlarla beslenmek, hava kirliliği, sigara ve alkol kullanımı vücudumuzda toksinlerin birikmesine neden olur. Toksinler vücut enerjimizin düşmesine neden olurlar. O yüzden sabahları uyanmakta zorluk çekebiliriz, öğleden sonra uyku bastırabilir. Bütün bu nedenlerin şeker yada depresyon gibi başka nedenleri olabilir tabi, eğer sizde bunlardan herhangi bir yoksa ve uyanmakta güçlük çekiyorsanız yine toksinlerden bahsetmemiz gerekir. Sizde toksinlerin yoğun olup olmadığını sabah kalktığınızda dilinize bakarak anlayabilirsiniz. Diliniz bembeyaz, kötü bir ağız kokusu da ona eşlik ediyorsa yüksek olasılıkla toksin seviyeniz yükselmiş demektir. Sabahları kalkar kalkmaz, hiç bir şey yemeden ve içmeden dilinizi eczaneden alacağınız bir dil temizleyici ile temizlemeniz, temiz havada yapacağınız yürüyüşler, daha fazla dinlenmeye ayıracağınız zaman, taze sebze ve meyve ağırlıklı düzenli beslenme, minerallerce zengin maden suyu içmeye özen göstermek, bal, dut kurusu ve pekmez gibi doğal enerji yükselticileri hayatımıza daha fazla sokmak. Bu arada tuz kullanımını azaltmanız da yorgunluğa neden olabilir ( ancak burda sofra tuzu olarak bilinen ve sadece tansiyon yükseltici etkiye sahip sodyum klorür yerine mineralce çok zengin deniz tuzunu kullanmanızı öneririm). Bunun dışında içine deniz tuzu doldurduğunuz küvetinizde uzun banyolar almak, yapabiliyorsanız yoga ve meditasyon, yapamıyorsanız gene blogumda yer alan bu linke tıklayarak yapabileceğiniz basit nefes egzersizlerini uygulayarak''http://aishaspa.blogspot.com/2006/09/sonbaharda-ne-yapmal-aishadan-salk-ve.html ve özellikle kış aylarında güneş ışığı veya ışıklı ortamlarda bulunarak yorgunlukla baş edebilirsiniz.


Bugünlük bu kadar, listem Devam Edecek..


sevgi ve neşe, mutluluk ve eğlence...
aisha..


Kaynaklar:

Mucize İlaçlar/ Jean Carper
Bitkilerle Tedavi/ Prof. Dr. Turhan Baytop



Melatonin: Merkezi sinir sistemi tarafından salgılanan bir hormon olan ''Melatonin'' antioksidan, yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlıkları, yorgunluk, uyku bozukluğu ve yaşlanma etkilerini geciktirici özelliklere sahiptir.


Gingko-biloba: Tropik yerlerde yetişen aynı adlı süs bitkisinden elde edilen gingko-biloba, bellek ve konsantrasyon zayıflaması, dalgınlık, enerji kaybı, yorgunluk, depresyon, halsizlik ve kulak çınlaması tedavisinde etkili. aynı zamanda gingko zayıf kan dolaşımınıda kuvvetlendiriyor. Alzheimer gibi beyin rahatsızlıklarına etkisi hala araştırılmakta.



*Doğal Taşıyıcı Yağlar İçin:



Doğal Besinlerle İlgili Bilgiler Ve Alışveriş İçin:









Genetik Olarak Değişime UğramışOrganizmalarla İlgili Bilgi İçin:



Soğuk Algınlığıyla İlgili DetaylıBilgi İçin Aşağıdaki Linke Tıklayınız:





No comments: